|
İslam’da Şefaat Ahirette değil, Dünyadadır.
Kutsal dinimizde yanlış algılanan kavramlardan biri de Şefaat’tir. İnsanlarımız Müslüman olduğu için, ahirette Hz. Peygamberimizin bize şefaatçi olacağını ve cehennemden kurtarıp cennete alınacağımızı zanneder. Din görevlilerimiz de, cemaati memnun etmek için ahirette şefaatin olduğunu Hz. Peygamber ve Allah dostlarının bize şefaat edip kurtaracaklarını söylerler. Bu çok yanlış ve vebal kazanılmasına sebep olan bir olaydır. Onun için bu olayı irdelemek istedim. Şu ayeti inceleyelim.
2/BAKARA-48: Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn (yunsarûne).
“Ve, bir kimseden diğer bir kimseye, bir şeyin ödenmeyeceği ve ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve onlara yardım edilmeyeceği günden sakının.”
Görüldüğü gibi Allah, ahirete şefaatin olmadığını bildiriliyor. Bu Allah’ın muhkem bir ayetidir. Yetmez Hz. Peygamberimiz Kızı Fatma validemize, “Kızım Babam peygamber diye bana güvenme, ahirette sana yardım edemem.” Şeklindeki hadisi çok meşhurdur. Bu gerçeği söylediğimizde dostlarımız bizi engelleyeme çalışıyor. Milyonlarca insanımız bu yanlış bilgi yüzünden rehavete kapılıp hatalarından kurtulacaklarını sanıyor. Tövbe etmiyorlar. Bu konuda kur’anda daha çok ayet var. Fakat sağlam inanç sahiplerine bu tek ayet ve hadis yeter. İslam’da şefaat, ahirette değil, dünya’da irşat makamının, talebesinin mağfireti için dua etmesidir.
4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ.
“Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.”
Yukarıdaki şu ayeti lütfen dikkat ile inceleyelim. Allah, Hz. Peygamberimize, “Nefislerine zulmedenler sana geldiklerinde, onlar için Mağfiret dilediğinde bulunduğunda” diyor. O zaman iki tarafın tövbesinin kabul edileceği bildiriliyor. Yüce rabbimiz. Onlar benden tövbe istediklerinde ben bağışlarım. Diyemez mi? Diyebilir ama resulünün de onlara şefaatçi olmasını istiyor. O zaman iki tarafın da tövbesinin kabul edileceğini bildiriliyor. Burada Şefaatçi Hz. Peygamber, ancak onun olmadığı zamanlarda şefaatçinin varisi nebi olan irşat makamı, Allah dostları, veli resul ve mürşitler olduğu çok açıktır. İslam’da irşat makamını aramak ve tabi olmak farzdır.
72/CİNN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
“Ve gerçekten bizden, (Allah'a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah'a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır.” Dileyenlerdir.”
İslam teslim dinidir. Ayette de teslim olanların irşat makamını arayanlar olduğunu açıklanıyor. Çünkü irşat makamının desteği olmadan kimde nefis tezkiyesi yapamaz. Sırat-ı müstakime, Hidayete ulaşamaz. Şimdiye kadar tüm evliyalar, başka bir evliyanın desteği eğitimi ile hidayete ulaşmışlardır. Bu mübarekler çağımızda da vardır. Dileyen kişi hacet namazı ile Allah’tan talep ettiğinde, Allah onları mutlaka irşat makamına ulaştıracaktır. Bunların, yukarıda bahsi geçen, nebi olmayan veli resul veya Allahın irşat ile görevlendirdiği Mürşitler, (Fatiha-7. ile A.İmran suresi-164. Ayet’te bahsi geçen, başlarının üzerinde NİMET taşıyan kişiler) olduğu açıktır. Bunlar Allah’tan samimiyet ile sorulduğunda, Allah’ın kulunu irşat makamına ulaştıracaktır. Allah, aşağıdaki ayette, “Sebillerin tayin ve tesbiti bana aittir”. Diyor. Kullarını çok sever. Onların cehenneme gitmesini istemez.
16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn. “Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir.
Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.”
Allah kulunun serbest iradesi ile irşat makamını talep etmesi isteniyor. Sadece bir talep ile kulunun tüm günahlarını (Furgan-70) mağfiret edip, günahsız cennet ehli yapıyor. İslam dini bu kadar güzel ve harika öğretidir. İnsanları dünya ve ahiret saadetine ulaştıran dindir. Ama insanlarımız bu güzellikleri bilmiyor. Şeytan unutturmuş. Şimdi çok şükür, mübarek üç ayların hürmetine bunu öğrendik. Tetkik ettik. Allahın sağlam ayetleri ile ispat ettik. Bu sebeple Bize düşen iş hemen Allah’a yönelip, irşat makamını aramaktır. Tüm insanlarımızın Mübarek Ramazanlarını kutlar. Bu kutlu ayın insanlarımız Hidayete ulaşmalarına vesile olmasını, İslam âleminin üzerlerindeki haksız ve hukuksuz siyasi ve askeri baskılardan kurtularak, refaha ulaşmalarını dilerim.
06.02.2026
lutfitumturk@hotmail.com Lütfi TÜMTÜRK
|