Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

Mukaddes Kitapların Ortak Muhteviyatı Hidayet-Nur-Şifa

Anasayfa » Tasavvuf Konuları » Mukaddes Kitapların Ortak Muhteviyatı Hidayet-Nur-Şifa
share on facebook  tweet  share on google  print  

Mukaddes Kitapların Ortak Muhteviyatı Hidayet-Nur-Şifa

"Tasavvuf Konuları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

Mukaddes Kitapların Ortak Muhteviyatı

Hidayet-Nur-Şifa

Allahü Teâlâ, A.İmran suresi 81. Ayetinde Nebilerine hitaben,“Size kitap ve Hikmet verdim.” Buyurmaktadır. Günümüz din adamları akaide göre, Nebiler kitap verilmeyen peygamberlerdir. İddiasında bulunsalar da, Bu ayete göre tüm Nebilere şeriat kitabı verildiği bir gerçek. Hz. Âdem atamızdan itibaren yeryüzünde pek çok Nebinin görevlendirildiği malumdur. Ancak, Kutsal kitabımızda yirmi dört Nebinin adı geçiyor. Bu Nebilere verilen kitaplardan Tevrat, Zebur, İncil ve kur’ân olmak üzere dört kitabın adı biliniyor. Bunları, piyasa ve internetten temin ederek incelemek mümkün.

Yahudilere göre Tevrat, Hıristiyanlara göre İncil ve Müslümanlara göre Kur’ân gerçekleri ifade ediyor. Bu halkların çoğunluğu sadece kendi kitaplarının doğru bilgiler içerdiğini, diğerlerinin tahrif edildiğini düşünüyor. Biz Zebur hariç, hamd olsun diğer üç kitabı da inceledik. Allahü Teâlâ Kur’ânı kerimin Hicr suresi-9. Ayetinde “Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim'i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.” Buyurmaktadır. Hz. Peygamberimiz de, bir hadisinde, “Kur’ân’a uymayan hadisler benden değildir.” Buyurmuş. Bu hadis ile Kur’ân koruma altında olduğu için, ona uyan hadislerim doğrudur. Mesajı veriliyor.

Biz de Tevrat ve İncil’i incelerken bu kriteri ölçü aldık.  Okuyucularımıza kutsal kitaplar arasındaki ortak özellikleri verirken kendi görüşlerimizi değil, sağlam delilleri ortaya koyacağız. İlk bakışta, Tevrat ve İncil’de tahrifat olduğu çok bariz bir şekilde görülüyor. Buna rağmen Allahın koruması altındaki Kur’ân ile örtüşen kısımlar olduğu da, bir gerçektir. Nitekim piyasada dört tane İncil var. Bunlar arasında çelişen hükümler var. Tahrifat olduğu çok açık. Ancak, Allah dostları, bu kitaplardaki Hidayet ile ilgili kısımları Allah’ın koruduğunu söylüyor. Kur’ân ile örtüşen kısımların bunlar olduğu anlaşılıyor. Kur’ândaki konu ile ilgili ayetleri inceleyelim.

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Görüldüğü gibi Hz. Peygambere kadar tüm Nebilerine aynı şeriat vasiyet edilmiş. Şeriat aynı, değişme yok. “Dini ikame edin” ayakta tutun ifadesi ile gelecek nesiller de aynı dini yaşasın mesajı veriliyor. “Fırkalara ayrılmayın” ifadesi ile yeni batıl din yaratmayın denilmek isteniyor. Bir de insanların, iblisin saptırması ile gerçekleri kabul etmesinin zor olduğu vurgulanıyor. Ayetin sonunda insanların Allah’ı tercih etmeleri halinde, onlara yardım edilip, ruhunun mutlaka Allah’a ulaşılacağı açıklanıyor.

Bu gerçeklere rağmen günümüz insanları bağnazca, kendi inanç sistemine inanmayanların batıl olduğunu iddia edebiliyor. Onların Peygamberleri ve kitapları da, Allah tarafından indirilmiş.  Onlar içinde, peygamberlerinin yaşadığı orijinal dini yaşayanlar var. Çağımız insanların çoğunluğu bunu kabul etmese de, Allah böyle söylüyor.

3/ÂLİ İMRÂN-113: Leysû sevâ’(sevâen), min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn (yescudûne).

Onların (hepsi) bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah'ın âyetlerini tilavet eden ve secde eden bir ümmet vardır.

2/BAKARA-62: İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne).

Şüphesiz ki; âmenû olanlar, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim, Allah'a ve yevm'il âhire inanır ve ıslâh edici ameller işlerse (nefsini tezkiye ederse), bu durumda onların mükâfatları Rab'lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Yukarıdaki ayette, (Allah’ın kitap ehli dediği) Yahudi ve Hıristiyanlar içinde geceleri namaz kılıp Allah’ın ayetlerini okuyanların olduğu bildiriliyor. İkinci ayette de Onların da, Allah’a inanıp, nefis tezkiyesi yapmaları halinde kurtuluşa ulaşacakları anlatılıyor. Yahudi ve Hıristiyanlar içinde de, hidayete ulaşanlar olduğu anlaşılıyor. Onun için tüm semavi kitaplara inananlar bizim din kardeşimizdir. Hepimiz Hz. İbrahim’im hanif dinine inanıyoruz.

O Kitaplar indirildiği çağın anlayışına göre vazedilmiş. Hepsinde de, Hidayet ve teslimler anlatılmış. Allah’ın tek dini var. O da, Hz. İbrahim’in hanif, Arapça İslam, Türkçe teslim dinidir. Allah, Doğru ve yanlışı ayıramayan kullarının, şeytana uymamaları için (rehber olarak) emanet verdiği ruhun dünya hayatını yaşarken kendisine iadesini (Bu ilk teslim), Nefsin de afetlerinden arınmasını, dünya hayatını yaşarken emir ve yasaklarına uyulmasını istiyor. Bu teslimler kur’ânda açıkça yazılmasına rağmen çağımız Müslümanlarının çoğunluğu bunu bilmiyor. Çağımız inanç sahipleri özünden kopmuş. Teslimlerle ilgili şu üç ayeti lütfen dikkatle inceleyelim.

2/BAKARA-132: Ve vassâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya’kûb(ya’kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn (muslimûne).

Ve, İbrâhîm (a.s) onu (Allah'a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yâkub (a.s) da: “Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dîni sizin için seçti. Artık siz, Allah'a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti)..

13/RA'D-20: Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk(misâka).

Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

13/RA'D-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb.

Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar. 

Uzun sözün kısası, Allah’ın kitaplarının hepsi insanların mutluluğu, kurtuluşu için yapılması gereken hususları anlatır. Kitapların indirildiği çağdaki anlayışa göre farklı anlatılmış, farklı ritüeller uygulanmış olabilir. Hepsinin özü insanın hidayeti, mutluluğu ve huzuru içindir. Onun için semavi kitapların hepsinin içeriği, muhteviyatı aynıdır. Allah bu kitapların insanlar için hidayet, Nur ve Şifa olduğunu bildiriyor.

41/FUSSİLET-44: Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).

Ve eğer O'nu (Kitab'ı), yabancı dil bir Kur'ân kılsaydık, mutlaka: “O'nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Ve mü'min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur'ân), onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.”

5/MÂİDE-44: İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).

Muhakkak ki Tevrat'ı Biz indirdik, onda hidayet ve Nur vardır. Kendileri (Hakk'a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rabb'lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah'ın Kitab'ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kâfirlerdir.

5/MÂİDE-46: Ve kaffeynâ alâ âsârihim bi îsebni meryeme musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve âteynâhul incîle fîhi huden ve nûrun ve musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve huden ve mev’ızeten muttekîn(muttekîne).

Onların izleri üzerine, Tevrat'tan ellerinde bulunanı tasdik edici olarak Hz. Meryem'in oğlu İsâ'yı gönderdik. Ve ona, içinde bir hidayet ve bir nur olan, Tevrat'tan ellerinde bulunanı tasdik eden ve müttekîler (takvâ sahipleri) için, hidayete erdirici ve vaaz edici (öğüt verici) olan İncil'i verdik.

İlk Ayette Kur’ânın, İkinci ayette Tevrat’ın ve üçüncü ayette de İncilin hidayet ve nur olduğu bildiriliyor. Bu kadar açık net. Hepsinin muhteviyatı aynı, Bu konuda pek çok ayet var. Biz sadece üç ayet verdik. Hidayet ruhun Allaha ulaşması (A.İmran-73), Nur, ziya, önümüzü aydınlatan ışıktır. Bazı ayetlerde öğüt, şifa olduğu bildiriliyor.

10/YÛNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn (mu'minîne).

Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.

Ritüeller değişik de olsa, tüm semavi kitapların özü, insanların dünya ve ahiret mutluluğu kazanmalarını anlatan muhteva içerir. Adem atamızın, iblisin verdiği vesvese ile cennete yasaklanan meyveyi yemekleri yüzünden, dünya imtihanına tabi oluyoruz. Nefsimiz afetlerinden arındırdığımızda İblisin üzerimizde etkisi kalmıyor. O zaman dünya’da mutluluğunu yaşayıp, ahiretimizi de kurtarıyoruz. Bu konuda bir ayet daha verelim.

5/MÂİDE-69: İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiûne ven nasâra men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve amile sâlihan fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Muhakkak ki, âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), ve Yahudiler, Sâbiiler ve Nasrânilerden (Hristiyanlardan) kim Allah'a ve âhir güne îmân eder ve nefsini ıslâh edici ameller (nefs tezkiyesi ) yaparsa onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

İslam’da imanın şartlarından birisi resullere, diğer birisi de kitaplara imandır. Her ikisi de çoğul. Yani tüm nebilere ve tüm kitaplara iman etmektir. Tekrar edelim. Kur’ân haricindeki semavi kitaplarda kısmi bir tahrifat olmasına rağmen, insanların hidayeti ile ilgili hükümler Allah tarafından korunmuş. Allah’a teslim olmak ile ilgili bu hususlar yaşandığında kurtuluşun mümkün olduğu anlaşılıyor. Bu düşünceden hareket edildiğinde inananların tevhidi, birliği sağlanır. Tüm insanların özgür bir şekilde yaşadığı, İslam birliğinin kurulması dileği ile konumuzu tamamlayalım.

31 Mayıs 2021

lutfitumturk@hotmail.com                                                                                       Lütfi TÜMTÜRK

Kaynak : Lütfi TÜMTÜRK
Tür : Diğer Tarih : 3.06.2021
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sayfa Ziyaret Sayacı
13.132